Destek ödemelerinin tamamını ödeyeceğiz!

Destek ödemelerinin tamamını ödeyeceğiz!

Destek ödemelerinin tamamını ödeyeceğiz!

TBMM Genel Kurulunda dün Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2019 yılı bütçesi görüşüldü. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Avrupa’da da patatesin 17 kat arttığını belirterek, kalan destek ödemelerin tamamının yıl sonuna kadar ödeneceğini söyledi.

Destek ödemelerinin tamamını ödeyeceğiz!

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; ben de yüce Meclisin çatısı altında sizlere hitap etmekten onur duyuyorum. Öncelikle, tabii ki, bugünkü elim olayda, kazada hayatını kaybetmiş olanlara rahmet diliyorum, geride kalanlara sabır, yaralı olanlara da acil şifalar diliyorum. Bir teşekkür de benden önceki bakanlara, çünkü ben iki tane bakanlığın birleşmesinden oluşan bir bakanlığa geldim ve hakikaten on beş yıl boyunca da çok hizmet edilmiş. Bu hizmetlerin ötesinde -bu çıtada yüksek bir çıta- bir hizmet bizden bekleniyor.

Rahmetli İnönü’nün bir sözü var “Muhalefet tasvip etmez.” Bu, çok doğru, çok da doğal yani muhalefet eleştirecek ki iktidar da kendini daha toplayacak, daha iyi hizmet verecek. Bundan daha doğal bir şey yok.

Biraz da, tabii, marifet de iltifata tabi. Yani hakikaten buraya geldik, bizim marifetli olmamız için bir miktar da iltifat lazım. Benim, bu çatı altındaki tüm milletvekillerimizin yardımına ihtiyacım var.

“Neden yardıma ihtiyacın var?” diyeceksiniz.

Hakikaten zor bir ev ödevimiz var. Akşama kadar ev ödevlerini verdik, aldık birbirimizden ama hakikaten tarımın ev ödevi zor. Güllük gülistanlık bir dünyada olmadığımız gibi, enseyi de karartacağımız bir dünyada da değiliz yani bunun da farkında olmamız lazım.

Tüm dünyada da benzer problemler var. Almanya Tarım Bakanıyla oturuyorum. Almanya Tarım Bakanı diyor ki: “Ya, bu köyden kente göçle ilgili ne yapıyorsun? Gençleri nasıl tutuyorsun?” Ben de ona dedim ki: “Bak, bizim bir Genç Çiftçi Projemiz var.” Aldı, ilgilendi ve belki benimle yirmi beş dakika konuştu.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Köyde genç mi kaldı da projesi olsun?

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Sayın milletvekillerim, bunu lütfen dikkatli dinleyin, Birleşmiş Milletler verisidir: Türkiye Avrupa’da tarımsal hasılada 1’incidir. Bunun lamı cimi yok. Dünyada da 7’ncidir.

Daha da önemlisi, dünyada toprak kaynağı olarak 17’nciyiz. Bunun anlamı ne biliyor musunuz? Matematik bilen herkes şunu anlar: Biz kaynaklarımızı iyi değerlendiriyoruz. Ha, daha iyisi olur mu? Olur. Daha iyisi için hep birlikte çalışmamız lazım.

Ben, her konuşmamda şunu söylüyorum aşağı yukarı: Tarım savunma sanayisinden daha önemlidir.

“Ya, hoppala…” diyorlar.

“Savunma sanayisinden daha önemli.” diyorum çünkü yiyecek ekmeğiniz olacak önce, diğer hepsi gelir. Teknoloji gelir, bilgi gelir, bilgi toplumu gelir, her şey gelir ama yiyecek ekmeğiniz olacak.

Geçenlerde, sağ olsun, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri beni ziyaret etti. Ben ona dedim ki: “Ben Millî Güvenlik Kuruluna sunum yapmak istiyorum.” O da çok sevindi ve sebeplerini de anlattım. İşte “Gıda güvenliği, gıda öz güvenliği, gıda güvenilirliği; bu konular çok önemli, bizim Millî Güvenlik Kurulunda sunum yapmamız lazım.” dedim ve hakikaten konuyu da aldı. İnşallah, bakalım, ilerleyen zamanlarda bunu yapacağız.

Ben Davos’ta yaşadığım bir anekdotu anlatmak isterim, hikâyeyi anlatmak isterim. Şunu söylediler, dediler ki: “Bugün henüz dünyada kurulmamış bir firma var ve dünyanın en zengin firması olacak, 2035 yılından önce. Muhtemelen bu firma uzaktan eğitim firması olacak.” İşte, Google’lar, Apple’lar kuruluyor ya, yirmi sene önce bunlar yoktu. “Bugün olmayan ama 2035’ten önce dünyanın en zengin firması uzaktan eğitim firması olacak.” dediler. Hoppala, yani diyeceksiniz ki: Niye anlatıyorsun, Millî Eğitim Bakanı mısın? 2’nci veya 3’üncü büyük firmanın da bir tarım ve gıda işleyen firma olacağını söylüyorlar. Yani hakikaten dünyayı doyuran, dünyanın lideri olacak.

Ben 81 ili dolaşıyorum. Yakında, çok yakında tüm paydaşlarla paylaştıktan sonra da -sizlerle de elbette paylaşıyor olacağız çünkü sizlerin de desteğinize ihtiyacımız var- tarımla ilgili beş yıllık iş planımızı ortaya koyacağız. Bu hakikaten ezber bozan bir proje olacak ama burada hakikaten bizim yasamayla yan yana, el ele yürüyor olmamız lazım. Mutlaka sizler de ikna olacaksınız buna ama yasamayla mutlaka bu işi beraber götürüyor olmamız lazım.

Buradan birkaç tane ana başlık ne olabilir? Birleşen iki bakanlıkla bu merkezî yönetimi biraz daha aşağıya doğru göçertmemiz lazım ve havza bazlı yönetime de geçiyor olmamız lazım. Çünkü DSİ’si var, ormanı var, tarımı var; biraz daha bizim merkezden yavaş yavaş yetkilerimizi oraya veriyor olmamız lazım ki bu işi daha iyi yönetebilelim.

Bizim merkezde çok değerli bürokratlarımız var, hepsi iyi niyetle işler yapıyor ama birçok şeyi merkezîleştirdiğiniz zaman da bazı işleri de yanlış yapabiliyorsunuz. Ben Bakanlığa gelir gelmez bürokrat arkadaşlarıma şöyle bir motto oluşturdum, dedim ki: “Zoru hemen yapacağız arkadaşlar, imkânsız biraz zaman alır.” Gerçekten bizim hemen yapılacak işlerimiz var, tarımda da yapısal problemlerimiz de var. Bu yapısal problemleri adresleyip bunları da zamana yayıp zaman içerisinde de hallolmasını bekliyor olmamız lazım. Ben, yüce Meclisin siz değerli mensuplarının desteğine talibim.

Meslek sahibi olmak lazım mı bu konuda? Rahmetli Özal hiçbir zaman aynı disiplinden gelen adamlara iş vermemiştir yani maliyeciden Maliye Bakanı yapmamıştır. En nihayetinde tarım da bir ekonomi değil midir? Bunu da unutmayın. Ha, diğer tarafta, eğer söylemek gerekirse ben ailesinden bir tarım şehidi vermiş insanım, rahmetli babam tarım makineleri yaparken vefat etti. Tarımın içerisinde otuz beş yıldır varız, aile olarak varız; ben hâlâ varım, hâlâ üzüm üreticisiyim, hâlâ zeytin üreticisiyim, hâlâ kümeslerim var, hâlâ zeytinyağı üretiyorum, tarımın içindeyim.

Çok kısa bir ufuk turuna çıksak, nasıl bir dünyada yaşıyoruz, nasıl bir dünyaya doğru gidiyoruz? Yirmi yıl içerisinde 10 milyara varan bir nüfus, yüzde 55 kentleşmeden yüzde 70 kentleşmeye giden bir dünya, yüzde 50 daha fazla gıda ihtiyacı; bunun yanında, çölleşme ve iklim değişimi. Türkiye’de de buna benzer bir tablo var; 100 milyon olmayacak belki ama 98 milyon olacak bir nüfusumuz, yüzde 80 kentleşme ve yüzde 50 daha fazla gıda artışına ihtiyacımız var. Gerçekten bu ev ödevini yapmamız gerekiyor, bizim yirmi yıl içerisinde yüzde 50 artırmamız lazım.

Bakanlığımızın 2 tane ana görevi var. Bir tanesi, üreticiyi korumak. Diğer tarafta tüketiciyi de kollamamız gerekiyor.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – İkisini de yapmıyorsunuz, ikisini de korumuyorsunuz, bir aracıları koruyorsunuz.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Bunu dengeli bir şekilde götürmemiz gerekiyor, üretici de para kazanacak, tüketici de çok pahalıya yemeyecek.

Bir ülke ithalat da yapabilir, ihracat da yapabilir yani tabii ki stratejik ürünlerin hepsini üretmemiz lazım ama şunu unutmayın: Türkiye -ormanın içine girerseniz bin tane hikâye bulursunuz arkadaşlar, ormanın içine girmeyelim- 17 milyar dolar ihracatıyla, 12 milyar dolar ithalatıyla net tarımsal ihracat fazlası veren bir ülkedir. Net artıdadır.

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Ham madde, ham madde… Ham maddeyi söyleyin, ham maddeyi.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – 2019 yılında 16 milyara varan destekler var. Yani her zaman bunu konuşuyor olabiliriz, ben de Bakanlığa gelir gelmez şunu sordum: “Arkadaşlar, bu kadar destek veriyoruz, bu işin bir etki analizine bakalım.” Hakikaten de bakmak o kadar kolay da değil ama etki analizine şöyle bir baktığımız zaman -genel bir perspektif yapalım- on altı yılda destekler 8 kat artmış, yüzde 20 bitkisel üretim artmış, yüzde 180 hayvansal üretim artmış, yüzde 146 süt üretimi artmış. Desteklerle ilgili genel bir ufak eleştiri oldu burada, kalan desteklerin ödenmesiyle ilgili. Yılbaşından önce bütün kalan destekleri ödeyeceğiz, buradan da bunu bildirmiş olalım.

Tarımın adresi diyeceğimiz üç beş tane ana kalem şey var: Planlama… Biraz daha iyi planlama yapabiliriz. Burada optimizasyonu kullanırsak bu yüzde 50 gıda artış ev ödevimizin yüzde 20-25’ini optimizasyondan alabiliriz gibi gözüküyor.

Diğer taraftan, spekülatif fiyatlar dünyanın her tarafında olabiliyor. Ben bu işin içindeyim, kimse bana hikâye anlatmasın, geçen yıl Avrupa’da 20 euro/ton olan patates bugün 340 euro arkadaşlar. Bu her ülkenin başına geliyor. Daha iyi planlayalım mı? Daha iyi planlayalım. Bu spekülatif fiyatlardan tüketiciyi koruyalım mı, üreticiyi koruyalım mı? Koruyalım ama buna hep birlikte çalışalım.

Diğer bir alanımız ölçek. Yani işte Fransa’da 400 dönüm, İngiltere’de 950 dönüm, bizde 60 dönüm. Bu ölçeği biraz daha büyütüyor olmamız lazım, buna çalışıyor olmamız lazım. Toplulaştırmayla 6 milyon hektarı hallettik; 2,5 milyon hektarı da 2023’e kadar halletmemiz gerekiyor.

Diğer tarafta, lojistik kayıplarımız var. Yani tarladan sofraya ulaşana kadar fiyat çok pahalılaşıyor diyoruz; tarlada bir yüzde 10 kaybımız var, yüzde 20 halde kaybımız var, yüzde 10 markette kaybımız var, yüzde 10 da evde kaybediyoruz. İşte hal yasası, perakende yasası… Hal yasasına çok dokunuyoruz, bunu çok konuşuyoruz bu aralar. En iyi hâle inşallah getiririz, değerli Meclis getirir. Ama perakende yasasını da bence konuşmamız lazım. Perakende yasası diyor ki…

Lütfen saygıdeğer milletvekilleri, bunu dinlerseniz…

…”Yüzde 1 yerel ürün veya coğrafi işaretli ürün satacaksın.” Hâlbuki ben diyorum ki yüzde 20-25. Eğer ulusal market arka tarlada üretilen ürünün bir kısmını önündeki manavda eğer satıyor ise o zaman lojistik problemlerin belki yüzde 80’ini de çözmüş olacağız. Çünkü bugün Hâl yasası toplamdaki tonajın yüzde 30’unu adresliyor, yüzde 70 bugün “modern kanal” dediğimiz zincir mağazalar kanalındadır. O yüzden perakende yasasını da bununla beraber yavaş yavaş ele almak lazım.

Diğer tarafta, sivil toplum elbette gelişmeli, demokrasi için bu şart ve birliklerin bence tarımda önemi çok fazla ve birlikler bir değer yaratmalı. Ama bugün itibarıyla 14.200 tane kooperatif ve birliğimiz var. Ben bakanlığın ilk günlerinde çok iyi niyetli bir hesap yaptım, dedim ki her birine birer randevu vereyim, yarımşar saat dinleyeyim. Tam iki buçuk yıl onlara randevu vermem gerekiyor. Şükür gene, 80 milyonla karşı karşıya kalmaktansa 14.200 tane var ama bunları değer yaratacak hâle getirmemiz lazım. Hep kooperatifçilik diyoruz ya, kooperatifçiliği hakikaten işletmemiz lazım, birlikleri işletmemiz lazım. Üretici ile tüketiciyi bunlara birleştirtmemiz lazım.

Sulama çok önemli. Sulamayla ilgili ben yüce Meclisimizden hakikaten yardım istiyorum. Çok basit bir hesap var, hepiniz seçmene gidiyorsunuz, aklınızın bir kenarında olsun: Bir hektar alanı sulamaya açmak için aşağı yukarı 40 bin lira para harcıyoruz ama beş yılda kendini geri ödüyor.

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Biz 20 binde hallederiz, müteahhitlere vermeyin, biz hallederiz, yandaşları zengin etmeye gerek yok.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Evet, sulamayla ilgili planlarımızı gerçekleştirirsek yüzde 31 tarımsal hasılayı artırmış oluyoruz. Biraz önce optimizasyondan yüzde 20-25 dedik, yüzde 31.

Maliyet artışlarıyla ilgili… Evet, tarım sektörü ne yazık ki emtia fiyatlarına bağlı ve tarım sektörü, tarım dövizin artışından en çok etkilenen sektörlerden bir tanesi ama bizim de uyuduğumuzu sanmayın. Bunun köylünün üzerindeki etkilerini en aza indirmek için destekleri nasıl artırırız, etki en aza nasıl iner, bunlara baktık ve artan maliyetleri de kontrol ettik, zaman zaman belki piyasayı da rahatsız ettik bundan ama artan maliyetleri kontrol etmenin yollarına baktık. Yüzde 15 mümkün mertebe yemde, yüzde 15 gübrede indirimler yaptık. Buğday ve arpanın desteklerini 5 kuruştan 10 kuruşa çıkardık, gübre desteğini de 4 liradan 8 liraya çıkardık.

Şimdi, genel bir şey daha var, yüzde 1 gayrisafi millî hasılanın desteğini vermeniz lazım. Bakın verdiğimiz desteklere; DSİ’nin yatırımlarını, sübvanse kredilerini koyduğumuz zaman, bu, yüzde 2’lere neredeyse yaklaşıyor. Gönül ister daha fazla olsun, daha fazla dağıtabilelim köylülerimize.

ORHAN SARIBAL (Bursa) – İlgili maddeyi bir daha okuyun Sayın Bakan, “yüzde 1 doğrudan destek” diyor, o yasayı bir daha okuyun.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Şarbon… Bakın, çok önemli bir konuya daha değiniyorum, son defa bu şarbonla ilgili konuşuyor olacağım, şarbonla ilgili ilk ve son defa Meclisten konuşuyor olacağım. Bakın, şarbon bir deri hastalığıdır, antibiyotikle geçer ve hayvanlardan insana bulaşabilir.

MURAT EMİR (Ankara) – Akciğer hastalığıdır, akciğer, Sayın Bakan.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Bununla ilgili hiçbir şekilde yakın bir zamanda Türkiye’de ölüm vakası olmamıştır insanlarda ve geçen yıl, ondan önceki yıl, ondan bir önceki yıl, ondan bir önceki yıl Türkiye’de ne kadar görüldüyse o kadar görülmüştür. Bu, ithal gelen hayvanlarla ithal edilen bir şey değildir çünkü Brezilya’dan bir hayvanı yüklediğiniz zaman kuluçka süresi beş gündür. Buraya transfer süresi otuz gün olan bir hayvanın beş gün içerisinde yolda ölmesi lazım. Bu çok basit şeyleri lütfen ama lütfen aklınızda tutun. Bakın, şarbonu konuştuğunuz sürece yavrularınızın okullarından gereksiz yere menülerinden etler çıktı, gereksiz yere Türkiye’de et tüketimi düştü.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Dünyada 2,5 milyon insan ölüyor Sayın Bakan, “Türkiye’de yok.” diyebilir misiniz?

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Şimdi, bize bugün diyorsunuz ya “Eti fazla ithal etmişsin.” Yok, et tüketimi Türkiye’de düştü. Bu konunun artık Türkiye’de mevzu olmaması gerekiyor. Hangi düşünceye sahip olursa olsun hiçbir bakan, hiçbir hükûmet vatandaşına bile bile kötü bir ürün yedirmez arkadaşlar.

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Polonya’dan deli dana eti geliyor!

GELİN BEN SİZE MALZEME VEREYİM!

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Şimdi, söylediklerinize geliyorum: Amerika’dan süt mamulleri geliyormuş değil mi? 4 kilo ithal edilmiş, Amerika’dan 4 kilo süt mamulleri ithal etmişiz arkadaşlar. Lütfen, eleştirecekseniz, eleştirecek malzeme bulamıyorsanız lütfen bana gelin, ben size malzeme vereyim ama böyle hikâye şeylerle gelmeyin.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – 270 bin ton süt tozu geldi mi gelmedi mi? Bakanın cevabı var! Tarım Bakanı söyledi, 270 bin ton süt tozu ithal etmişsiniz, bunu sizin Bakanınız söyledi!

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayın Başkan, kendi bakanları söylüyor, biz söylemiyoruz.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Bravo, hepinize teşekkür ediyorum, 4 kilogram süt mamulü Amerika’dan ithal ettik diye koskoca Tarım Bakanlığını eleştirebiliyorsunuz, bravo, teşekkür ediyorum.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – 270 bin ton süt tozu! Ben de cevabı, gelin vereyim. 270 bin ton süt tozunun yazılı cevabını bakan bana verdi, size de vereyim.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Bir konu daha var, Sudan konusu. Bu hakikaten çok eleştirilen bir konu ama ben kozalarında olan siyasetçilere hakikaten dışarıya baksınlar diyorum. Eğer biz Türkiye olarak, Türkiye’de tarım yapacaksak ufka da bakacağız arkadaşlar, ufka da bakmadan tarım yapamayız. Sudan’da bize tahsis edilen arazi tüm Türkiye’deki bugün sulanabilir dâhil arazilerimizin yüzde 10’u ve bedelsizdir. Bunu biz Türk çiftçisine tahsis edeceğiz.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Nasıl edeceğiz?

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Yarın kıtlık olabilir, başka bir şey olabilir. Neden bize bedava tahsis edilmiş bir arazi alıp kullanmayalım? (CHP sıralarından gürültüler) Amerika bunu kullanıyor, Çin bunu kullanıyor, Fransa bunu kullanıyor, İngiltere kullanıyor; neden, neden, neden? Kozanızdan çıkın artık ya! Kozanızdan çıkın, kozanızdan çıkın!

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Benim gerçekten de bir tebriğim var ama bu gerçekten bir tebrik. Orman alanlarıyla ilgili bir soru geldi, şu an hatırlamıyorum hangi arkadaşımızdan. Çok güzel, matematiğe dayanan bir soru, benim de Orman Bakanlığındaki arkadaşlarıma sorduğum bir soru: “Ya kardeşim, bir hesap tutmuyor, bir bakın ya, nedir bu? Yani, bu kadar milyar adedi diktik, ne oldu?” falan. Bana genel olarak şunu söylediler ki beni de ikna ettiler: Bir defa, fidanlar ufak dikiliyor. Ufak dikildiği için çok sık dikiliyor, o yüzden az alanda çok fazla fidan oluyor, sonra onları aralıyorlar ama kısa hesapla şu: 5,2 milyon hektara 4 milyar 200 bin fidan dikilmiş, 1 hektarda 808 adet. İnanmıyorsan git say.

SALİH CORA (Trabzon) – O kadar!

CAVİT ARI (Antalya) – Yani çok sempatiksiniz Sayın Bakan, çok sempatiksiniz, evet.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Orman yangınlarında dünyada 1’inciyiz.

CAVİT ARI (Antalya) – Aklı sıra dalga geçiyorsunuz!

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Arkadaşlar, lamı cimi yok; orman yangınlarında dünyada 1’inciyiz. On beş dakika olan müdahale süremiz de benim Bakanlığımdan sonra arkadaşların motive olması, benim de yaz boyu onlarla beraber yangınların içinde dolaşmamdan dolayı on üç dakikaya inmiştir. Ben arkadaşlarımdan inşallah on dakika performansı da bekliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) İnşallah Türkiye’de 1 ağaç yanmayana kadar bizim mücadelemiz devam edecektir.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Uçan sarayla mı söndürüyorsunuz?

CAVİT ARI (Antalya) – Nasıl olduğunu çok iyi biliyoruz.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) –Tarım dışına çıkan alanlar…

AYHAN BARUT (Adana) – Atamalar ne oldu atamalar?

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Bunda hakikaten eleştiri söz konusu. Ben de bunlara baktım. 1989 yılı ile 2005 yılları arasında senelik 120 bin hektar tarım dışına çıkmış. 2005 yılında bir kanun çıkmış…

KEMAL ZEYBEK (Samsun) – 2012’de…

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) –…ve 2016 yılına kadar da 60 bin hektara düşmüşüz. 2017 yılında 39 bin hektara düşmüşüz. Ben de bu işi biraz galiba kasıyorum, bize de çok talep geliyor ama 2018 yılında da 17.500 hektardayız arkadaşlar. Burada başarılı bir performans var, inşallah daha da iyi olacak.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Bırakmadınız ki, kavak ağaçları kaldı.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Barajlar… 276 baraj 541 baraj olmuş, 105 tane HES 534 tane olmuş. Bu ülkeye her kim çivi çaktıysa Allah ondan razı olsun, başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Çakılan çivileri sattınız ama.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Burada dediler ki “Rahmetli Demirel şunları yaptı.” 2002’ye kadar bizim HES’lerin kurulu kapasitesi 12.533 megavat, 2018’de 28.410 megavata gelmişiz.

AYHAN BARUT (Adana) – Atamalar, mühendis atamaları…

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Ona da geleceğim, eğer şey yaparsanız ona da geleceğim.

CAVİT ARI (Antalya) – Samanı ithal ettiniz, sayenizde bunu da gördük Sayın Bakan.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Samana muhtaç ettiniz.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) –Tabii, saman, değil mi, evet.

CAVİT ARI (Antalya) – Samanı sayenizde ithal etmeyi gördük, sayenizde.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) –Türkiye’nin kaba yem ihtiyacı 66 milyon ton, sadece 10 bin ton saman ithal edilmiş. 66 milyon tonda 10 bin ton ithal edilmiş.

CAVİT ARI (Antalya) – Ayıp ama ayıp, ülkeyi bu hâle getirdiniz, çok ayıp!

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Lütfen bana geldiğiniz zaman rakamlarla gelin. Hikâye anlatmayın arkadaşlar.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Vallahi sapla samanı karıştırıyorsunuz ya, ne alakası var. Sap ayrı, saman ayrı, başak ayrı.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) –Atamalar… Hakikaten bu konu çok merak konusu ama şunu unutmayın arkadaşlar: Birçok bakanlarımız, benden önce bakanlarımız da söz vermiş olabilir. Bakın, söz verilen bakanlıkların bir tanesi mülga Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, diğeri de mülga Orman Bakanlığı. İki bakanlık bir araya geldi. Ben de istiyorum ki gerçekten işsiz gençlerimizin bir kısmını Bakanlığımızda istihdam edebilelim. Tabii ki tek istihdam kapısı devlet değildir, bunu da unutmamamız lazım ama en azından bir kısmını mutlaka istihdam edelim.

Benim Bakanlığımın ilk günlerinde hemen tespitlerimden bir tanesi de, gittim dedim ki Millî Eğitim Bakanımıza ilk on beş yılında çocuklarımızı toprakla buluşturmamız lazım. O yüzden bu tarım liselerini tekrar açacağız dedik ve 2019’da da ilk örneklerini görmeye başlayacağız. Hemen YÖK’e çıktım gittim dedim ki: Ziraat mühendisliğini, veterinerliği, su ürünlerini, orman mühendisliğini tekrar nasıl daha değerli hâle getiririz? Bunları daha değerli hâle getirmemiz gerekiyor. Bu atamalarla ilgili söyleyeceğim şudur…

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – İki bakanlığımız birleşti. Şu an norm kadro çalışmalarını yapıyoruz. Norm kadro çalışmaları da tahmin ediyorum birkaç aya kadar biter. Ondan sonra oturup bir ihtiyaç planını çıkaracağız ve gerekli bakanlıklarımıza da başvurduktan sonra atamayla ilgili isteklerimiz yenilenecek. Zaten geçmişte bakanlarımızın yaptığı atamayla ilgili talepler şu an Hazine ve Maliye Bakanlığında ama en nihayetinde biz norm kadroyu çıkardıktan sonra bununla ilgili bir ihtiyacımız varsa ki olabilir diye düşünüyorum, biz de gerekli atamaları yapmak için gerekli adımları atacağız.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Ben yorumlar için teşekkür ediyorum ama konuştuğumuz konuları bir daha konuşuyoruz. Samanla ilgili rakamları verdim. Bunlar İngilizcede “…”(X) yani hiç kale alınmayacak derecede ufak rakamlar, sadece 9 bin ton.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – 25 milyon dolar ya!

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – 9 bin ton arkadaşlar, 66 milyon tona karşı 9 bin ton.

En iyi terazi milletin terazisidir. Millet de sizin hakkınızı veriyor, hiç merak etmeyin. Bu topraklar yetiyor ama elli sene sonra yetmeyecek. Elli yıl sonra belki gelirseniz “AK PARTİ iyi yapmış, iyi ki Sudan’dan arazi kiralamış.” dersiniz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Önce seçil de gel. Atanmış bir bakan seçilmişlere laf atıyor. Böyle bir dünya yok ya! Seçil, gel önce, seçil!

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Ali Cumhur Taşkın, AK PARTİ Milletvekili: “Orman Genel Müdürlüğünce iş makinesi satın alımlarının yerli ve millî olmasına özen gösteriliyor mu?” Bakanlık olarak bu konuda hassas davranıyoruz. Genel Müdürlüğümüzce 2018 yılında 28 adet traktör Tümosan, 29 adet kazıcı-yükleyici MST Hidromek, 59 adet ekskavatör MST Hidromek, 44 adet greyder Hidromek olmak üzere yerli firmalardan yaklaşık 100 milyon lira alınmıştır.

MHP Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan: “Pancar fiyatını artırmayı düşünüyor musunuz?” Bugün itibarıyla pancarın alım fiyatı 235 lira, çiftçinin -maliyet fiyatı- 185 lira civarında bir maliyeti gözüküyor. Bugün itibarıyla bununla ilgili herhangi bir değişiklik yok, yeni sezon için ayrı bir fiyat açıklanacak tabii ki.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Kota cezasını kaldıracak mısınız?

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Şeker pancarıyla ilgili, özelleştirmeyle ilgili mağdur olan çiftçiler konusuna gelince de bakın “Kar altında kaldı.” filan deniliyor ama her zaman, devlette de olsa, özel sektörde de olsa ocağa kadar alım planları devam ediyor. Bazen özel sektörde bu iş biraz daha… Yani mali unsurlar düşünüyor olabilirler ama Şeker Dairesi olarak biz bu işi hakikaten çok sıkı bir şekilde takip ediyoruz arkadaşlar.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sayın Bakan, eskiden bu kadar insan pancarlarını söküp yol kenarlarına dökmüyordu, özelleştirmeden sonra oldu bunlar.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Şarbonla ilgili de… Otuz gün transfer zamanı olan bir hayvanın Türkiye’ye yurt dışından bir şekilde ithal edilmiş olma ihtimali yok. Şarbon, coğrafyamızda yaşayan ve meralarımızda elli-altmış yıl saklanabilen bir mikroptur. Bunu tekrar tekrar konuşmayalım arkadaşlar. Toplum sağlığını tehdit eden bir unsur değildir.

Meralarla ilgili eleştiriye gelince… Belediyelere mera filan verdiğimiz yok. Sadece hayvancılık yapmak üzere mera tahsis edilir. Özel sektöre asla, kişilere asla mera tahsis edilmez. Bazı özel durumlarda kamuya meraların tahsisi mümkündür.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Kırk dokuz yıllığına kiralanmayan mera bırakmadınız.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Şanlıurfa, Harran, Suruç ve Akçakale bölgelerinde drenaj çalışmaları DSİ tarafından yapılmaktadır. Şanlıurfa’da arazilerin hak sahiplerine dağıtılmasıyla ilgili de çalışmalarımız devam etmektedir.

Yani “Kucaklayıcı ol.” diyorsunuz da müsaade etmiyorsunuz ki arkadaşlar ya. Nasıl kucaklayıcı olacağız?

CAVİT ARI (Antalya) – Bizi kucaklamayın ya!

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Sayın Bakan, sekiz polarlı bir şeker pancarındaki şu maliyeti bir çıkarın, 235 liraya karşılık ne geliyor bir söyleyin, tarımcı olduğunuz anlayalım.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Olur, çalışalım, çıkaralım.

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Dokuz polarlı şeker pancarı üreticisinin cebine kaç lira giriyor?

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Çalışalım Sayın Vekilim, çalışalım.

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Çalışmana gerek yok, sen biliyorsun.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Ama bir konuştur ya, bir konuştur ya!

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Bir tane şeker fabrikasının önüne gidin, o pancar üreticisini dinleyin.

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Dokuz polarlı 140 lira, 140. Maliyetine “180″ diyorsunuz, 40 kuruş zarar. İnsan mı kandırıyorsunuz?

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Bakın, çok sesiniz çıkıyor ama Türkiye’yi, işte, bakın, bunlara mahkûm ettiniz zamanında. Kuyruklara mahkûm ettiniz. İşte, sizin Türkiye’niz bu!

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Siz ettiniz, siz.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Siz de gidin, bir özelleşen şeker fabrikalarının önüne gidin, pancar üreticilerini bir dinleyin.

Ziraatbitkileri

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Etiketler: , , ,

Yorum Yaz